30 Kasım 2011 Çarşamba

yap-boz...

öyle işte..hikayenin evveli malum,sonu sonuçsuz..beklemekle,ümiztsizlik ve umut etme umudu arası bir çizgide sallapati dolanmaktan başka işim yok şu aralar,kısacası işsizim..lüzumsuz işler ve düşünceler ana başkanı..aslında lüzumsuz derken hayatta çok lüzumlu şeyler aslında kafamdakiler de benim hayatımda düşüncesi anca felaket getiriyor..bir şeyler için çırpınma,ama duvara karşı..yumruklarım havada ama içinde işte,havaya karşı..gözümde pırpır bir yaş,sulara bayıra karşı..anlamsızım yani anlaşılacağı üzere..ironi de böyle bir şey işte..ilgiinnnçççç...

sessiz kalmaya çalışıyorum,ama olmuyor.içimdeki çığlıklar dilimle anlaşma yapmış..şişştt sakin ol dedikçe nefesim kesiliyor bağıra bağıra konuşurken..kime peki,orası büyük bir muamma..koca-man hem de..ben konuştukça süklüm püklüm susmasından belli her şey..ben konuştukça içli içli ama bir o kadar da ifadesiz bakan gözlerinden belli..konuşsana be adam,haykır işte sen de..de ki benim için bööleyken şöyle,öyleyken bu şekil falan filan..ama sen sadece benim de dertlerim var de..???????..eeeeee...dertlerinden konuşalım....!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!...... hay ben senin derdine deyip ben böyle düşünüyorum,duygularım aha da bunlar,düşüncelerimi az önce söyledim,beklentilerim elindeki reçetede,hayallerim-onları minimuma indirgedim zaten-şu dolabın üstündeki küllüğe tepiştirdim diyorum..her şey aleni işte lan,baksana..ama olmayınca olmuyor işte..köpeksin...

6 aralık çıktı falımızda..umudum çekicini tahtaya vuran kafasında küt ve dışa kıvrımlı bir perukeli hakim,jürilere ben diyorum ki sorumsuz o,eşşek,laftan anlamaz odun o,kocam gibi değil,bir ağbi,bir baba çakması belki,beklentilerim olmasa harika bir kanka,ama koca değil..kendimi kadından ziyade kızı gibi görüyorum ya da sevimli bir kedi yavrusu..yanakları mıncırılan bir lahana bebek..derim ki kıvrımına hasta olduğum peruklu hakim bey sen söyle böyle evlilik yürür mü,koca dediğin adam gibi evinden işine gider,karısyla vakit geçirir ama kaliteli,karısını kadın gibi görür,tutkulu,şehvetli,söyle hakim bey,söyleyin jüriler..ağzına sıçtığım ataerkil türk halkı,şişşşttt sen ukala mübaşir sen söyle..hayaller ve bla bla blaaa...(biz de böyle yürümüyordu di mi işler,fak..)

son sözüm yine sana sebeb-i felaketim:bebeği bu kadar kafama takmasam da takacak şeyler buldururdun sen bana..sen de malzeme çok,ben de kırılganlık..sen taş gibisin,ben kulak memesi kıvamında..içim dışım bir diyeceğim ama sen zaten biliyorsun ağlamaktan içimi dışıma çıkarttığın için..

elveda..

domuz...

17 Ekim 2011 Pazartesi

1/2

ben de tamamlanamama problemi var,yani hep bir şeylerim eksik benim..kafamı yastığa koyduğum an beni uyutmayan bir sürü düşüncem var,sabahları gözlerimi cin gibi açtıran,hah şimdi oldu dediğim an beni yine yarılayan..kemikleşmiş bir huzursuzluk..beklediğim ne onu da bilmiyorum..özlem içimde kocaman ama neyi özlediğimi bilemiyorum..bir atak halindeyim,start verilmesini bekleyen bir koşucu halleri var üzerimde,ama start verilse yere çökeceğim..uygar sen nazlı büyütülmüşsün diyor bu hallerime sebep,fakat benim despot bir babam var..şımarıksın diyor,tatminsizsin,ama beni yıkan bir sürü sebebim var,kendisi var..bana seni dünyanın en mutlu kadını yapacağım demişti bir tarık akan,bir ediz hun havalarında,teeeeee evlendiğimiz o zamanda..ben niye mutsuzum peki..neden kafamın içinde dizi dizi sorular,yarım yamalak cevaplar,akabinde yine sorular..ben eniyisi kalkayım ve kedilerin kakalarını temizleyeyim..düşüncelerimin pkundan,kedi pkuna meyledeyim..hayatım iki ucu bklu değnek zira..

8 Eylül 2011 Perşembe

üzgünüm....

çekilmez bir insan oldum bu aralar,aksi,nalet(!)...çevremdeki mutlu insanları kıskanan,kendiyle yaptığı savaşta galip gelen insanlara hasetlenen..ben mutsuzum..
kurgusal olarak çabuk gülebilen ve eşsiz bir espri anlayışım olduğu söylenen ben,yılların bana hediyesi somurtmayı ve tatminsizliği aldım kabul ettim...ve genele bakarak diyebileceğim tek şey var ki,nerede mutsuz bir kadın var,orada iyi gitmeyen bir evlilik var..evet,ben artık boşanmayı ciddi ciddi düşünen bir dul adayıyım...ağlamaktan ve gözümden çıkan hadsiz hudutsuz yaş deryasından ve kendime yakıştıramadığım acınma hallerimden bıktım artık...sorumsuz bir eşin sırtta nasıl bir kambura dönüştüğünü ve sonuçsuz beklentilerin nasıl bir yıpranma yarattığını yaşayarak öğrendim bu uzun 12 yıl boyunca..çok yorgunum ve nasıl mücadele ettiğimi bir allah,bir ben ve bir de annem bilir..zira uygar'ı karşıma alıp her konuşma çabamda cevaben aldığım sabırsızsın,nankörsün,geçmiş bağımlısısın,mutsuzluğa odaklısın,anlayışsızsın laflarından da bıktım..ben ki evlenip nüfusu 2500 olan sikik bir taşraya gittim eşimle para biriktirip adam gibi yaşarız diye...o ise arkadaşlarını,meyhaneyi,bilgisayarı seçti yeni eşinin yerine..camı açıp dağlara taşlara lanet okudum akılsız başım için...kaçtım ankara'ya gittim,hayatım tükeniyor,kendi hayatıma bakiim diye,her h.sonu ankara'ya geldi,yine evliliğmizin içine damla damla sıçmak için...dedim,olmuyor böyle ne evli gibiyiz ne de evli değil gibiyiz,kalktım gittimo gt kastamonu şehrine,belki bir şeyler düzelir diye geri döndüm,hem de hiç sevmediğim öğretmenlik mesleğini yapmayı göze alarak...peki sonuç,işini batıran,evliliğni batıran bir eş ve gerçekleşmeyen hayalleriyle ağlamaktan gözleri şişmiş kocaman bir ben...yine ankara'dayım..olmayan bebeğimizin ağıtlarını yakıyorum aylardır..anlaşılamamanın hırsıyla ikiye ayrılıyorum...bir şey yapamamanın acizliği ve sonuçsuz çırpınmalarımın neticesi sadece bir celp kağıdına yazılı işte...üzgünüm..ötesi yok....

24 Mayıs 2011 Salı

.!:



dışarda güneş doğmuştu,güneş batmış..kivi tostos gibi oturmuş ezik ezik bana bakıyordu;ama mama yemeye gitmiş..salep mutfak halısının üstünde ters düz olmuş,sarı sarı bana bakmıştı,odaya gelmiş..masadaki su şişesi boşalmış,tuvaletim gelmişti,gidip yapmışım..tırnaklarımı yemişim,erikler çıkmış yiyememişim,tv'de bana her şey yakışır başlamıştı,üstünden 5 saat geçmiş;çiçekleri sulamamışım;göbeğim çıkmış;hafta sonunu iki gün geçmiş,şimdi çakmışım;karşıdaki tahta kuklanın elini nah yapmışım;korkmuşum;çıldırmışım;beklemişim,olmamış...eneeeeee ya daha ne!

pufffffff.......

beklemedeyim derken yalan söylememiştim ben..ağzıma avuç avuç tıktığım folik asitleri,yumurtası bol rahmime meze yaparken,bebeksiz kalmanın suzuz kalmaktan farklı olduğunu fark ettim kana kana da su içerken..oyuncak bebek istesem bir oyuncakçının önünde yere kapaklanıp bacaklarımı kollarımı boş beleş yerlere vurarak bolca tepinebilirim,lakin şu hallerdeyken tepinme işini kafamdaki fillere bıraktım(aman ha yanlış anlaşılmasın,hepsi aileden sorumlu devlet bakanı tarafından uyarıldılar,uyarılan diğer tarafları için)......sooracığıma oturduğum yerde sallanır oldum..kaçayazdım,kaçmaz oldum.konuşmak istedim,susar oldum.düşününce düşmeye meyl ettiğimi anladım.bakmadım pencereden kastamonu gözüküyor diye,halbuki ağaçlar da yeşil yeşil..yeşil görmek istesem aynayı gözüme yaklaştırır bakarım dedim,perdeyi çektim.sonra aynalardan korktuğum aklıma geldi,çok tırsağım lan ben dedim..yine elime folicplus gark ettim,ağzıma götürürken yerini bulamadım..susmanın susamaktan farklı olduğunu fark ettim kana kana su içerken ve susmayı 3 maymunun başta göt büyütenine devrettim..ben kanepemde devamlı konuşarak da göt büyütürüm dedim..açtım dijide bir film,kafamda al gülüm ver gülümler,bir bacak kanepenin yan kısmında,öbür bacak orda bir yerlerde..ellerim klavyede gibi gibi.gülümsemem na orada,ankara'da..bebek gökyüzünde,haplar midemde,apse dişimde,zonk zonk başımda,sevgi nerde,içimizde,içimizde (c.y)inek nerde,ebenin a....blasında..

22 Nisan 2011 Cuma

erik,şeftali falan filaaannnn... =))



beklemenin meyvesini alacağıma inandığım mevsim geldi gibi gibi..şeftali gibi,erik gibi bir meyve işte,en sevdiklerimden..ağzımın suyunu huuup diye içime çekip,kalanını da elimin tersiyle sildiğim şu vakitler kalbur üstü sevincimin sefasını sürmekteyim..biricik kardeşcağızımın turşusunu kurmaya beş kalmışken =)) telli duvaklı gelin etmemiz,güveyimizin efendi,hoş bir delüvanlı olması,bunun akabinde bizim içimizin rahat olması da saadet zincirimin diğer bir halkası...oramın buramın löp löp olmasını da sefama bağlıyorum...ben dengel..dianne dengel..aha yukardaki de son şaheserim.. laylaylay hayat bayram olsa lalalayyyy....

11 Şubat 2011 Cuma

yani...

bana bakan, yazılarımdaki melankolinin izine rastlayamaz yüzümde...gülebilecek kadar espri üretir kafam,ağlayabilecek bir sürü nedene paralel ..duygusal ve zırıldak kadınlardan da nefret ederim aslında..zırıl zırıl,her bir boktan tırsan,mıymıntı,mızıltı kadınlardan..o yüzden ağladığımı sadece ben görürüm,bir de uygar..aslında annem de kardeşlerim de bilir ağlayışımı..ama kızılcık şerbet müptelası olduğumu sananlar da bir hayli çoktur..derin bir insan değilimdir ben..ağlayabildiğimden çok alay ederim insanlarla..bana uymayan bir şeyi inkar ederim gibi de yani..gülerken inkar ederim,alay ederken yok sayarım varlıklarını..kendime başkaldıran bir düşüncesizlik dursalar çene kalsarımda..vicdanın uğultusu enseme şaplak atar,napıyorsun be sen diye..duymaz geçerim,güler geçerkenenin ardından..bakarım körlemesine beni dinlemeyenlere,sonra da eser gürlerim duyulmayan sesimle,kahkahalar atarken sonra küçük dilim raks eder görmeyen gözlere..ben çalarım,ben dinlerim..çok gülerim ben aslında..bir psikanalistin çok hikayeler bulacağı diğmamdadır hazinelerim..biriyle alay ediyorsam vardır ona benzer evveli,birisi dost ışığı saçtıysa saçlarıma vardır bir hikmeti..birini sevmiyorsam sevmiyorumdur..harbı sevmiyorumdur,valla sevmiyorumdur,billa sevmiyorumdur..vardır muhakkak bunda da bir bildiğim..melankolik yanıma omuz vermiş güçlü bir kız var,biliyorum ya,o bilen yanlarım de hep sağolsun,çok varolsun..